KURBAN قربان

Kurban, sözlük anlamıyla “yaklaşmak, Allah’a yakınlık vesilesi” demektir. Dinî terim olarak, “ibadet maksadıyla belirli vakitte, belirli şartları taşıyan hayvanın, usulünce boğazlanması” demektir. Kurbanın dinî bir hüküm oluşu, Kitab, Sünnet ve İcmâ-i ümmet ile sâbittir. Hanefîlerin tercihli görüşüne göre vacib olan Kurban, Şafiî, Malikî ve Hanbelîlere göre müekked (kuvvetli) sünnettir.

Kurban lügat olarak, Arapça k-r-b kökünden türemiş mastar olması itibariyle, “manen yaklaşmak, yakın olmak ve müşavir olmak” manalarına geldiği gibi, aynı kökten türemiş isim olarak ise “kulu Allah’a yakınlaştıran vesile” manalarına gelir. Örfümüzde Kurban, Allah’a yaklaşmak için kesilen kurbanlığa denirse de, asıl mânâsı Allah’a yaklaşmak için sunulan herhangi herhangi bir şey demektir ki, bu, gerek kurbanlık ve gerekse diğer sadakalardan daha genel, daha umum î bir mana yelpazesine sahiptir.

İslamî literatürde ise “Kurban: Allah’a ibadet ve yakınlaşma niyetiyle, muayyen bir vakitte, muayyen bir hayvanı usûlüne uygun biçimde kesme” demektir. Daha açıkçası: Kurban; davar (koç, koyun, keçi), sığır (öküz, inek, dana, boğa, manda) veya deveyi, Kurban bayramının ilk üç gününde (Zilhicce’nin 10, 11 ve 12. günlerinde), Allah’a ibadet ve manen yaklaşmak niyeti ile usûlüne uygun kesmektir.

Kaç çeşit kurban ibadeti vardır ve bunların fıkhî hükmü nedir? Her yıl Kurban bayramı günleri olan Zilhicce’nin 9’u Arafe günü ile başlayıp 13’üne kadar devam eden beş günlük süre zarfında Mekke’de hac farîzasını yerine getiren hacı adayları kurban kestikleri gibi, aynı zaman zarfında kendi memleketlerinde bulunan diğer çoğunluk mü’minler de –maddi imkanlarına bağlı olarak- kurban keserler. Hacdakilerin kestiklerine Hedy kurbanı denilir iken, diğerlerine ise Udhiyye kurbanı denilir. Bir de Zilhicce 9-13’ü arası ile sınırlı olmayan, bütün sene içerisinde kesilebilen kurbanlar vardır ki bunlar da Nes î ke ve Nezir kurbanlarıdır. Kısaca şöylece maddeleyebiliriz.

Dört çeşit kurban vardır:

  •  Udhiyye Kurbanı : a. Vacip Udhiyye: Kurban bayramının ilk üç gününde hacda olmayanlardan maddî imkanı yerinde olan ve gerekli şartları taşıyan mü’minlerin kestiktikleri kurbandır ki, vâciptir. 
  • b.Nafile Udhiyye: Kurban bayramı günlerinde vacip olandan artık olarak değişik niyetlerle kesilen kurbanlardır ki nafiledir.
  •  Hedy Kurbanı : Hac mevsiminde hacı adaylarının kestikleri kurbandır ki bu da kendi içinde dört çeşittir:
  • Şükür Kurbanı : Temettu’ veya Kıran haccı için kesilen kurbandır ve vâciptir. Hac veya umreyi nasip ettiği için Mevlâ-i Müteâl’e şükür niyetiyle kesilir.
  • Ceza Kurbanı : Hac veya umre ihramında iken cezayı gerektirecek bir davranış sonucu, kesilmesi gereken hedy kurbanıdır ve kesilmesi vaciptir.
  • Adak Kurbanı : Harem bölgesinde kesilmek üzere adanmış olan hedy kurbanıdır ve adak cinsinden olduğundan dolayı bunu da orada kesmek vaciptir.
  • İhsar Kurbanı : Hac ve umreye niyet edip ihrama girdikten sonra çeşitli manilerle Kabe’yi tavaf edemeyecek ve Arafat’ta vakfeyi yapamayacak olanların ihramdan çıkmak için kesmeleri gereken kurbanlardır ki vaciptir.
  • Nâfile (Tatavvu’) Kurbanı : Kurban kesmeyi gerektiren herhangi bir durum bulunmamasına rağmen, ifrat haccı ve umre gibi bir ibadetin yapılışından dolayı Allah rızası için kesilen hedy kurbanıdır ki kesilmesi müstehaptır, yani nafiledir.
  • Nesîke (Akîka) Kurbanı : Yeni doğan çocuğun ilk günlerinde, onu lutfettiğinden dolayı Allah’a şükür, şükran ve teşekkür nişanesi olarak kesilen kurbandır. Kesilmesi mübah veya menduptur, nâfiledir.

Nezîr (Adak) Kurbanı : Allah rızası için kesilmesi nezredilen (adanılan) kurbanlardır ki böyle verilen bir sözün yerine getirilmesi de vaciptir.

Kurban ibadeti, sadece İslam’da mı vardır, başka dinlerde yok mudur? Kurban ibadeti, başta semavî dinler olmak üzere hemen bütün dinlerde mevcuttur. Kur’an bunu bize apaçık haber vermiştir: “Biz her ümmete kurban ibadeti koyduk.” [ Hac 22/34 ]. İlk Kurban hadisesi de yine Kur’an’da bildirilmiştir ki, Hz. Âdem’in iki oğlunun Allah’a kurban takdim ettikleri, fakat Allah’ın, Hâbil’in kurbanını kabul ederken, Kâbil’in kurbanını reddettiği ayetlerde geçmektedir [ Maide, 6/27-29 ]. Bu ilk kurban olayı, Kitab-ı Mukaddes’te de geçmektedir [ Tekvin, 4/3-12. Bkz. Kitab-ı Mukaddes, Hezekiyel, 20/26 vd; Sayılar, 3/13 ].

Kurban ibadeti ilk defa ne zaman teşri’ kılınmıştır? İnsaniyet tarihinde Allah’a yaklaşmak maksadıyla ona ilk kurban sunma ibadeti, ilk insanın iki oğlu ile birlikte başlamış, Hz. İbrahim’de hac kurbanı olarak emredilmiştir; fakat İslamiyet tarihinde dinî bir hüküm olarak ise hicretin ikinci yılında Medine’de teşri’ kılınmıştır.



Kurban Kimlere Vacib?

İlmihal ve fıkıh kitaplarımızda kurbanın vücubiyetinin şartları olarak zikredilen ve kurban ibadetiyle yükümlü olmanın şartları şunlardır:

1- Müslüman olmak. Müslüman olmayan için kurban anlamsızdır.

2- Akıllı ve ergenlik çağında olmak. Hanefîlerde tercih edilen hükme göre ve Şafiîlerde, akıllı ve büluğ çağında olmayan kişi zengin olsa da, onlar için kurban kesmek gerekli değildir.

3- Misafir olmayıp mukim olmak. Hanefîlere göre seferî durumundaki kişiye kurban vacib değildir, fakat müstehab olarak kesebilir. Diğer üç mezhebde ise, seferî kişiler içinde kurban kesmek, mukim kimselerde olduğu gibi sünnettir.

Ancak Malikîlere göre, hac vazifesiyle meşgul kimseye ayrıca kurban gerekmez. Hanefîlerde ise hac görevini yapan kişi, eğer Mekke’de en az on beş gün ikamete kararlı ise, onun için ayrıca kurban da gerekir.(1)

4- Yeterli mali imkana sahip olmak. Kurban için yeterli zenginlik, kişinin borçları ve temel ihtiyaçları dışında, bayram günlerinde 20 miskal (85 gr) kadar altın veya bu değerde para ve mal varlığına sahip olmaktır. Bu da fıtır sadakası için gereken zenginlik ölçüsü, nisab miktarıdır. Bunda, zekat nisabı gibi üzerinden bir yıl geçme şartı aranmaz.

Şafiî mezhebinde ise, kurban için zenginlik şartı yoktur. Bayram günlerinde aslî ihtiyaçları dışında, bir kurbanlık alabilecek imkana sahip olan için kurban kesmek sünnettir. Ancak gerek Hanefîlerde gerek Şafiîlerde, gerekli imkana sahip olmayan kimsenin, zorlama ve borçlanmayla kurbanlık almasının gereği yoktur.

Hanefî mezhebinde, zenginlik sınırına ulaşmamış kişinin kestiği kurbanın adak yerine geçeceği ve etinden yiyemeyeceği şeklinde bir görüş varsa da, tercih edilen asıl görüşe göre, özellikle adak niyetiyle almadıkça, fakir de kestiği kurbanın etinden yiyebilir.

 Kurbanın Geçerlilik Şartları

1- Kurbanlık hayvanın cinsi ve yaşı. Kurban yapılması caiz olan hayvanlar; koyun, keçi, sığır, manda ve devedir. Kısacası davar, sığır ve deve cinsidir. Bunların erkeği ve dişisi farketmez. Kurbanlık davarların en az bir yaşını doldurmuş olması gerekir. (Fakat Şafiîlere göre, keçinin iki yaşını doldurması lazımdır.)

Sığırların iki yaşını doldurması, develerin ise beş yaşını bitirmesi gerekir. Burada yaş ölçüsü Kamerî yıla göre, yani 354 güne göre hesaplanır.

Koyun ve keçi bir kişi için kurban olabilir. Sığır ve deve ise en çok yedi kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilir. Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre, eğer aile içinde olursa bir davar veya sığır, kişi sayısına bakılmaksızın, bütün bir aile halkı için kurban edilebilir.(2)

2- Kurbanlık hayvanın kusurlu olmaması. Bir veya iki gözü kör, yürümeyecek kadar topal, aşırı derecede zayıf veya hasta hayvanlardan kurban olmaz. Kulağının çoğu kesik, boynuzu kökten kırık, dişlerinin çoğu dökülmüş, kuyruğunun çoğu kesilmiş, doğuştan kulaksız veya kuyruksuz hayvanlar da kurban olmaz.

Kendisine kurban vacib olmayan fakir veya misafir kimseler için, bu kusurlar kurbana engel değildir.

3- Kurbanın özel vaktinde kesilmesi. Kurban kesme vakti, Kurban bayramının birinci günü bayram namazından sonra başlar, üçüncü günü akşamına kadar sürer. Şafiîlere göre dördüncü günü sonuna kadardır.

Vaktinde kurbanını kesemeyen kimse, mevcutsa aynı hayvanı, kaybolmuşsa değerini, satın alınmamışsa bir koyun bedelini tasadduk eder.

4- Kurban niyetiyle kesim yapılmış olması. Kurban yapanın niyetinin et değil, kurban olması şarttır. Kurbanlık bir sığıra vacib veya müstehab olarak ortak olanlardan birinin niyeti et olsa, yahut biri İslâm dışı olsa, Hanefilere göre bütün hisseler sadece et olur, kurban olmaktan çıkar.

Şafiîlere göre ise, böyle bir ortaklıkta niyeti kurban olanların hissesi, kurban olarak sahih olur.(3)

 Kurbanın Kesim Şekli

Kurban kesmenin rüknü, yani olmazsa olmaz unsuru, kurbanlık hayvanın Allah rızası için kesilip kanının akıtılmasıdır. Kesilecek davar veya sığırın bir arka ayağı boşta bırakılarak, üç ayağı bağlanır; sol yanı üzerine, yüzü kıbleye karşı yatırılır ki, bu sünnettir. Kurbanı sahibinin kesmesi daha uygundur. Olmazsa kesim vekâletini alan biri keser.

Kesimi yapan kimse tekbirler aldıktan sonra “Bismillahi Allahu ekber” diyerek kesimi tamamlar. Canı çıktıktan sonra hayvanın derisi yüzülür. Hanefîlere göre kesimde Besmele farzdır ve kasten terkedilirse onun eti yenmez. Şafiîlere göre ise bu Besmele sünnettir, terkinden dolayı hayvanın eti haram olmaz. Hayvanı kesen müslümanın erkek veya kadın olması farketmez. Mürted ve dinsizlerin kestiği hayvanın eti yenmez.

 Kurbanın Eti ve Derisi

Adak hükmünde olmayan kurban etinden herkes yiyebilir. Doğan çocuk için müstehab olarak kesilen “akîka” kurbanı da böyledir. Adak kurbanı olursa, etinin tamamen fakirlere dağıtılması gerekir.

Kurban etinin bir kısmını sahibinin kendine ayırması, bir kısmını muhtaçlara vermesi ve diğer kısmını da komşu ve yakınlarına vermesi müstehabdır. Etinin ve derisinin sahibi tarafından satılması mekruhtur. Derisi ihtiyaç olarak kullanılabilir. En iyisi, ibadet maksadına uygun yerlere sadaka olarak verilmesidir.

(1) Kâsanî, Bedâiu’s-Sanâi, 5/63; Şürünbilâlî, Haşiyetü’d-Dürer,      1/265.

(2) Vehbe Zuhaylî, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi (Terc.), 4/410.

(3) Hatib Şerbînî, Muğni’l-Muhtac (Beyrut-1997), 4/380.

KURBAN قربان
Başa dön